Wednesday, 23 November 2011

Bir Sürgünün Anıları

Edinburgh Üniversitesi'nin kütüphanesinde ilginç bir Türkçe kitaplar bölümü var. Sanki birleri yıllar öncesinden benim canım sıkılmasın diye en sevdiğim türlerin yazarlarından bir seçki yapmış gibi, öyle olmasa da düşüncesi sevindirici. Neredeyse bütün bölüm sol literatürün klasik sayılabilecek en güzel yapıtlarına sahipt. Bütün "köy edebiyatı" ekolü orada mesela. Hem de çoğunun ilk baskıları... Bizim Köy'nün ilk baskısı, Sabahattin Ali'nin tüm eserleri, güzel bir Leyla Erbil seçkisi ve hatta  lisede bize ilk Türkçe roman örneği diye yutturulan Taşşuk-ı Talat ve Fitnat (1875)'ın ikinci baskısı var, 1900'lerin başlarına aitti sanırım. Garip bir şekilde, buna rağmen Yaşar Kemal çok az. Ama 4-5 tane Aziz Nesin var ki en güzel vakitlerimi onlarla geçirdim. Ha, bir de o sıralarda Şirince vakası patlamış Ali Nesin ve Sevan Nişanyan köylerini savunmaya geçmişti. O sıra gelişmeleri internetten takip etmek dışında elleri kolları bağlı olan ben, açıp Sabahattin Ali'nin Çirkince öyküsünü okumuş, Şirince'yi eski güzel günlerindeki gibi yaşatmak isteyen adamlara bir kez daha hayran olmuştum.

Yine sıkılgan bir kütüphane mesaisinde Aziz Nesin'ler arasında okumadıklarımdan incecik bir tanesini çekip aldım: "Bir Sürgünün Anıları"... Kısa bir araştırınca zaman içinde epey bir kapak tasarımı eskitmiş. Benim elimden bırakamadığım kopyanın kapağı yanda. Okuduğum en eğlenceli ve hüzünlü kitaptı diyebilirim.

Onu ilk okuyuşumdan kısa bir zaman sonra Sırrı Baba'nın yazısı geldi:


"Bu kitabı ilk okuduğumda 13 yaşındaydım. Birazcık siyasal mizah alanında üretim yaptıysam, bunu bu kitaba borçluyum. Başucu kitabımdır. Mübalağasız, onlarca insana hediye ettim. Ne zaman gelişmeler beni bunaltırsa, ilk defa okuyormuşçasına bir heyecanla tekrar okurum. Hüzün ve komiğin bu kadar ustalıklı bir sentezi dünya edebiyatında bile nadirdir." 

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara yeniden okumak için hatırlatma olsun.

Kısa bir alıntı:

Her şeyin kararı var
...
Biraz sonra kapı açıldı. Komiserin karşısına çıkardılar. Komiser, elindeki cıgarayı ağzına götürdü, derin bir soluk çekip, dumanını savururken, dikkatle beni izliyordu.
- Sen ne millettensin? diye sordu.
- Türküm, dedim.
- Nasıl Türk? Yani, şu Rum, Ermeni, Yahudi Türklerden mi, yoksa bizim halis Türklerden mi?
- Bizim halis Türklerden...
- Anlamadık ki necisin? Hırsız değilim diyorsun, yankesici değilim diyorsun, kaçakçı değilim diyorsun...
- Yazarım. Bir sessizlik oldu. Sonra,
- Sen sürgünsün değil mi? dedi.
- Evet, dedim.
- Pekala... Nerede kalacaksın? Burada kalacak evin var mı?
- Hayır, otelde kalacağım.
- Her akşam karakola gelip, imza vereceksin. Şimdi bir memurla birlikte git, kalacağın oteli göster. Karakoldan çıkarken, komiser,
- İyi ki fazla okumamışım, yoksa benim de başım belaya girerdi... dedi.
Bir polis memuru,
- Her şeyin fazlası fazladır komserim. Her bişey kararında olmalı...
Karakoldan çıktım. İçimden, kollarımı gökyüzüne açıp gerinmek geliyordu.

7 comments:

  1. oh be yeni soluğunla geri döndün, iyi geldi.

    ReplyDelete
  2. eyvallah canım, sıradaki uzun ara gelmeden bir kaç birikmiş daha yazabilirsem güzel olcak. misal bu hafta.

    ReplyDelete
  3. benim de birikti ama tembelliğimden yazmıyorum :(

    ReplyDelete
  4. izlediğimiz filmleri harcamayaydık iyiydi. önümüzdeki festivallere bakacağız :)

    ReplyDelete
  5. valla öyle, ama benim sunum telaşım vardı, kafam doluydu.
    yarın ankara tiyatro fest bitiyor. dört oyuna gitmiş olcam yarın itibariyle, ve son oyun "alevli günler"in hayal kırıklığına uğratmayacağını düşünürsek 2/4 iyi çıktı benim seçkiden. ama bunları yazcam bu sefer. filmekimi yazısı da belki ajandamı ve hafızamı kurcalarsam çıkabilir :) sen de kurcala, üşengeçlik yapma. hatta bence beraber yazalım. ben başlıyım, sen üstüne ekle olur mu? bak daha az iş çıkadım sana :)

    ReplyDelete
  6. Okuduğun en eğlenceli ve hüzünlü kitabı okumak için sabırsızlanıyorum desem :) çok kitap vardır eminim böyle net cümlelerle tarif edilen ama ben uzun zamandır bu tarz bir tarif duymamıştım bir kitap hakkında, o nedenle bu kitabı okumak pek güzel olacak..

    ReplyDelete