Wednesday, 19 October 2011

İnsanlık halleri (1)


Bir çiçeğim var, cinsini bilmiyorum, dolayısıyla huyunu da… Çiçekçi kış çiçeği demişti alırken, çok su istemez, güneşe özenmez. Yaşıyor kendi halinde, her daim yeşil ama çiçeklerini döktü ve tekrar ne zaman takınacak bilmiyorum. Bekliyorum. On günde bir suyunu verip her gün hal hatır soruyorum. 

Düşünüyorum da bazı insanlar bu doğasından ayrılmış çiçekten bile daha çok zahmet veriyor insana. Sürekli ilgi alaka bekliyor, nazı çekilsin, köşe bucak aransın, illa ki gururu okşansın istiyor. Kaçıyor da kovalanmak istiyor, bulununca önce biraz küsüp sonra kendini açmaya karar veriyor. Herhalde peşinden koşturdukça  daha çok kıymeti bilinecek sanıyor!? 

İnsan sevince bunlara katlanıyor da niye iş bu kadar zora koşulsun ki? Dünya ne zamandan beri bireylerin etrafında döner oldu ve ne zamandır yörüngesi şaşkın yıldızların? Herkes kendi yolunda parlasa ve özledikçe çekimine girse bir başkasının… Zorlama olmasa, çalım atmasa, yormasa…