Friday, 16 September 2011

Mini mini bir kuş donmuştuuu...

İlla zıtlaşıcam ya...geleneksel "herşeyin küçüğü (bazen de yavrusu olur bu) güzel" önermesini çürütecek bir koşul arardım çocukken. Düşünüp düşünüp bulamazdım. Ben büyüdükçe daha da güzel geliyor bu önerme.

Hayaller ülkesinde herşey büyük. Geçen gün, kocaman bir jipin şoför koltuğunda uyuklayan minicik bir uzakdoğulu kadın gördüm. İnsanlar büsbüyük arabaları seviyor burada. Güçlü mü hissettiriyor sahibine, cebi kalın mı duruyor onun içinde, bilmem...o büsbüyük arabalarda çalan müzikler de kocaman. Sohbetlerde duygular kocaman görünürde, iki lafın biri "great!", "awesome!"...

Tabaklar ve öğünler kocaman. Bulabileceğiniz en küçük bardak bizim çayı soğutuyor diye burun kıvırdığımız kupa. Kahve aldığımda hep en küçük boyunu istiyor, yine de bitiremiyorum.

Herkes ve herşey büyükken kaybolması kolay. Oysa insanı insan yapan şeyler küçük değil mi ?. Uzaklıklar büyük, memleketimin dokunan ezgileri minörken. Özlemek minör. Sessizlik minör.

Deli gibi haykırmak isterken, senin için endişelenen yürekleri anımsayıp yutkunmak...minör.

3 comments:

  1. Bu izlenim bence yerinde :) Hele o koca koca starbaks kahveleri. Kahvaltıya 1 sandvic alıp öğlene kadar bitirememek. Tadını kaçırıyorlar her şeyin.

    ReplyDelete
  2. Bence yutkunma, bağır. Bunu en kolay yapabileceğin yerdesin. Senin için endişelenen yürekler de eminim böyle ister. mesela ben ;) hem, endişelenmek niye...

    ReplyDelete
  3. ...aldım onu içeriye, pır pır ederken canlandı, ellerim bomboş kaldı:))
    o bir kuştu ve canlanınca gitmesinden daha doğal ne olabilirdi ki, sevgi-dostluk koccaman, abd yolları minör..bir çocuğun ellerini koccamaan açarak sevdiğini söylesi mi minör, yoksa abd mi minör? sevgiler, ebruli

    ReplyDelete