Wednesday, 31 August 2011

Yaşam (ki)*


Üniversite sınavının ardından, tercihlerin yapıldığı sancılı dönemde dershanedeki felsefe öğretmenimle karşılaştım. Çok hoşlanırdım onunla sohbet etmekten. Bana tercihlerimi sordu, en başa tıp yazdığımı öğrenince yüzü asıldı biraz, "O kocaman amfilerde kaybolup gitmeni istemem" dedi. Biraz anladım onu, biraz buruldum...şimdi halimden memnun muyum ? galiba...engin tıp dünyası içinde sosyal bilimlerin bakışıyla kesişen bir alanda insanları hasta olmadan önce korumak gereğini savunan bir disiplinde...mutluyum. Lakin geri dönsem tıp okur muyum, bilmem...

Bir sonraki karşılaşmamızda bana bir kitap hediye etti. Bordo kapaklı, ikinci sayfasına bordo renkli mürekkep kalemle ve inci gibi bir yazıyla sevecen bir notun yazıldığı, ömrümün başucu kitabı olacak o kitabı: "de ki işte".

Dostluğun esası gibi, kırmızının koyusuyla yazılmış bu not şuydu:

"What if you slept ? And what if, your sleep, you dreamed ? And what if, in your dream, you went to heaven and there plucked a strange and beautiful flower ? And what if, when you awoke, you had the flower in your hand ?

Ah, what then ?

NOVALIS"

Yüreğim sıkıştığında, aklımın sınırları yetmediğinde, daha derin nefes almak istediğimde dönüp dönüp okuyorum.

Bazen felsefe, düşün-edebiyat dergilerinde görüyorum yazılarını, okurken onunla sohbet ediyor gibi oluyorum. Keşke yeniden karşılaşsak... teşekkürler Şükrü Argın...

***

"Yaşamın, kendi kendine ağırlık haline getirdiğin
şeylerin altında ezilmenin süreci olacak.
Yaşamı 'hafifçe' yaşayabilseydin, yaşamın olayları da
uçup giderler, sana yük olmazlardı - ama o zaman da,
uçucu, boş olurdu yaşamın. Bu yüzden, yaşadığın her
olayı ağırlaştıracaksın; ki uçup gitmesin, omzuna
çöksün; sen de onun yükünü taşıyasın.

Yaşaman, yaşamın yükünü yüklenmen olacak.

Yaşam, yükleneceğin yüktür.

Yaşamın, yükündür."

***

"Yaşamda atmak isteyeceğin her adımın
bir bedeli olacak : ancak bedeli ödemeğe
hazır olursan atabileceksin adımı - bedeli
'peşin' ödeyemeyeceksin; adımı atmaya hazır değilsen,
bedeli de ödeyemezsin: Adımı atma anında,
bedeli de ödemeğe hazır hale gelmiş olacaksın."

***

"Yaşamın öyle noktalara gelecek ki,
eski çerçevesinden çıkıp dört bir yana açılan
yol ağızlarında duruyor olacak;
ama, göreceksin ki, bu yollar hiç de
yeni yerlere ulaşmıyor - hatta, hiçbir yere ulaşmıyor :
'çıkmaz sokak', hepsi...

Yaşamın 'çıkmaz sokak'lara çıkmakla geçecek
- hem de, bunlardan değil çıkmak,
giremeyeceksin bile onlara!

Yaşamın çıkılamazlıklara girememekle geçecek."

***

"Yaşamda sık sık istemediğin durumlarda
kalacaksın - ama, geriye dönüp böyle durumlara
giriş nedenlerini düşündüğünde, göreceksin ki,
o durumlara girmen, her seferinde
senin bir duruma girmek istemenden kaynaklanmış -
yaşamının durumlar zincirini izlediğinde,
bulacağın hep, hep, kendin olacak.

Yaşamında, hep, kendini, girmek istemediğin
durumlara sokmak isteyeceksin - ve,
sokacaksın..."

***

"Yaşamını birşey beklemeden yaşayacaksın.

Ne çok şey beklediğini biliyorsun;
gene, bekleyeceksin onları (elinde değil bu);
ama beklentilerinin ne ifade ettiklerini,
ne anlama geldiklerini - beklediğin, beklediklerin de,
birgün tutup gelirlerse, onların da
ne ifade edeceklerini, ne anlama geleceklerini-
bilerek yaşayacaksın.

Ne beklediğini bilerek - ama, beklemeden-
yaşayacaksın: en çok beklediğinin de, gelse bile birgün,
hiçbir zaman beklediğin anlamda gelmeyeceğini
bilerek...

Yaşamın bir bekleme olacak -ama,
beklemeden yaşayacaksın.

***

"Yaşamında öteki kişilere ulaşabildiğin anlar,
bir ormandaki kuş ötüşleri gibi olacak: uzaklardan gelip
geçerken kısacık bir süre yapraklarda yankılanacaklar
- o kadar...
Orman bütün sessizliğiyle, yine yalnız,
duracak orada."

* ORUÇ ARUOBA, de ki işte, Metis Yayınları

No comments:

Post a Comment