Monday, 1 August 2011

KUSURLU PİLLİ BEBEK

Şimdi ben, bu güneş sisteminin bir parçası mıyım? Bu mükemmel (?!) döngüye uyan yıldızlar, gezegenler, uydular düzeninde bir yerim, yurdum, koordinatım mı var?

Öyleyse, bu aralar ben bu sistemin yaramaz çocuğu, çürük elması, oyunbozanı, bozuk radyosu gibiyim. İçine kendimi yerleştirmeye çalıştıkça ayrıksı duruyorum; yakışmıyorum olmam gereken yere. Biz hepimiz bir dizi oyuncağız, kurulduğumuzda hep bir ağızdan gülmek için tasarlanmışız. Ama bendeki pili ne kadar yenileseler, sırtımdaki kulpu ne kadar bursalar, yüzümdeki ifade değişmiyor. Üretim bandı üzerinden dikizleyen kamera da tek tek inceliyor bizi ve onca benzerimin içinden tutup çıkartıyor hatalı beni! Ben de arsızım ya; derlenip toplanıp, orama burama çeki düzen verip alıyorum yine banttaki yerimi. Önüme bakıyorum, arkama bakıyorum, sağıma soluma bakıyorum; gördüklerimin hepsi de bana ne kadar benziyor, ama hepsi ağız birliği etmiş gibi “sus, çaktırma kusurunu” dercesine bakıyor gözlerime. E herkes benim gibiyse, nasıl dönüyor bu çark? “mış gibi” yaparak bu kadar sessiz dönmeyi, idareten gülmeyi nasıl becerebiliyorlar?

Pardon, unuttum; biri bana hatırlatsın! Nereye akıyor bu dizi, nereden gelecek yenileri, nereye gidecek eskileri? Eksilecek miyiz, çoğalacak mıyız, yoksa hep mi aynıyız?

Peki, o başta bahsettiğim mükemmel ışıklı sistemden, güneş sisteminden nasıl bu üretim bandına geldim ben? Nerden çıktı bu kusurlu pilli bebek?

12 Aralık 2009, İstanbul

No comments:

Post a Comment