Friday, 19 August 2011

Isn't it ironic, don't you think ?*


  • Columbia şehrinde, Thomas Cooper Library'de kulaklıkla Okan Murat Öztürk dinlemek
  • TR'deyken (memleket kısaltması, alışınız bundan böyle) hiç görmediğim nadide tv dizilerini açan arkadaşlara yürekten eşlik etmek
  • TR'de medyanın günlük çerezi olmasından kelli kanıksadığım olaylara bir başka türlü içlenmek: "Vah vaaah, bak sen kıza yaptığına!"
  • Amerika'ya dair dinlediklerime verdiğim tepkilerde düşünmek: "Muhafazakarlaştım mı ben ne ?" (muhafazakarlaştırdıklarımızdan mısınız, muhafazakarlaştıramadıklarımızdan mısınız :)
  • Amerika'nın "paran yoksa öl emi!" şeklinde özetlenebilecek sağlık sistemini deneyimlemiş ve "Türkiye'de herşey nasıl da güzel, bedava! hele aile hekimliği geldikten sonra süper oldu" diyen türk arkadaşlara geçen yıl sağlıktaki özelleştirmelere karşı yaptığımız onca eylemi anlatma çabam... (nafile)
  • Bana kahve falı bakmasının ardından fincanını uzatan arkadaşa, sallamak, sallamak...
  • Öğlen yemeğinde okulda kimsenin bakmadığı meyve bölümünden aldığım armut (tam da sert Angara armuduna benziyordu üstelik)
  • Hayatımın ilk bowling müsabakası deneyimini Portekiz, Vietnam, El Salvador, Güney Kore, Amerika ve Hindistan vatandaşlarından oluşan bir ekiple yaşamak
  • Çekirdek çitleyip tesbih çekmek ! (fena değilmiş, kaptırınca gidiyo)
  • Özlem duygusunun zor farkedilir, ince mi ince bir ırmak gibi içeri sızması
...
*http://www.youtube.com/watch?v=Jne9t8sHpUc&ob=av2e

No comments:

Post a Comment