Thursday, 11 August 2011

Güllaçın Narı

Nar, güllaçın olmazsa olmaz süslemesi olmuş artık. Narı olmayınca güllaç eksik kalmış gibi geliyor. İyi de, ay takvimiyle işleyen dini ritüellerde bu biraz gayrı-tabii değil mi? Dinin yemekle özdeşleştiği bir çok nokta var. Yahudilerin "hamursuz"undan, Protestanların sonradan gelişmiş "yılbaşı hindisi"ne, Ortodoksların "paskalya yumurtası"na, ve hatta İranlıların "Şeb-i Yelda karpuzu"na kadar saymakla bitmez herhalde. Fakat önemli bir fark var, bu medeniyetlerin hepisi güneş takvimi kullanıyor, yani bayramın seyranın yeri yurdu belli. Bu sene de böyl'oldu dertleri yok. En fazla mevsim kurak veya sulak geçer, o geleneksel yemeğin tadı değişir herhalde.

Fıldır fıldır dönen ay takviminde ise o güzelim nar, ayın yüzü gibi bi görünür kaybolur olması lazım. Çünkü taze kullanılır. Diğer Ramazan yapışıklarından zeytin, hurma ve türlü kuru meyve İslam'dan önce de kurutulup saklanıyordu malum. Bi kısa araştırdım, olmuş narlar kuytuda köşede (buzluksuz ve iklim kontrol sistemleri olmaksızın) en fazla bir ay dayanabiliyormuş. Peki ya bu millet narı bu mevsimde nerde buluyordu? Herhalde eskiden mevsimi dışında o zamana ne denk geliyorsa onunla süsleniyordu. En güzeli. Güllaç benim aklıma çok gelmezdi Ramazan denende, ama o pide yok mu o pideee...

Fotoşopçuluk ne kadar uğraşırsan o kadar iyi sonuç elde edilebilecek bir zenaat malum.
Ben bu kadar vakit ayırabildim.

2 comments:

  1. Ya eve varana kadar koskoca pideyi mideye indiriyorum sokakta, sonra işin yoksa bi daha koş aşağıya bi pide daha kap... Çok yoruluyorum Ramazan Ramazan canııııımmm. ;)

    ReplyDelete
  2. o zaman sana adanmış bir klip geliyor:

    http://www.youtube.com/watch?v=Zt7F-Gt45wY

    Bu klip, çocukluğu pide kuyruklarında yitip giden bir nesle adanmıştır.

    ReplyDelete