Tuesday, 12 July 2011

Çeviri sen ne güzelsin!


“Dokunmak yassah!” diye ünledi biri. Tedirgin çektim elimi göz kenarının kırışıklarından, dudağının bükümünden, saçlarının kulaklarını gıdıklamaya başladığı yerden. Rahatsız ettiysem özür dilerim Sappho; ama zaten 40 yılda bir görüşüyoruz, dokunmadan edemedim şair yanlarına. Parmak uçlarımda sorular ve şefkat var, aktı mı şakaklarına?

Şefkati al, cevapları şiirlerine sakla. Şimdilik ayrılıyorum yanından, yine geleceğim. Beni dizelerinle uğurlamak yaraşır sana.

Azra Erhat senin için "menekşe saçlı" demiş; belki sevdiğinden esinlendi ve seni şöyle çevirdi:

gerçekten ölmek istedim

ağlayarak bırakıp gitti diye.

Ah Safo, dedi giderken,

nedir başımıza gelen?

İstemeden bırakıyorum seni.

Dedim ki, git güle güle,

git ama unutma beni,

biliyorsun sana bağlılığımı.

İstersen anımsatayım

sana unuttuysan eğer

ne hoş ve ne güzel şeyler yaşadık;

menekşelerden güllerden

safrandan anasonlardan

taçlar takardın başına yanımda,

ve bir sürü örgüler

örüp güzel çiçeklerden

geçirirdin o incecik boynuna,

misk kokularını bol bol

beylere özgü iksiri

sürerdin o güzelim saçlarına,

yatıp yumuşak döşeğe

yanıbaşında genç kızlar

yatıştırırdın hemen özlemini,

ne bir düğün ne bir şölen

ne de kıyıda bir oyun

yoktu ki bizim bulunmadığımız.

(Sappho, Şiirler - çev. Azra Erhat, Cengiz Bektaş) Fotoğraftaki heybetine bakınca göz göze gelmesi zor, zira büyük bir kadın; ama şöyle boynunuzu uzatıp hal hatır sormak isterseniz kendisi İstanbul Arkeoloji Müzesi'ni mesken tutuyor ve oturduğu yerden şiir yayıyor.)

2 comments:

  1. Sevgili ballı kalem Acur, ay pardon, acur Isparta taraflarında olur, Acar :),

    Hoş yazınızın üstüne şunlar geldi usuma: zaman zaman bize tüm bu imkanları veren çevirinin yaratabileceği anlam kayıplarını da düşünürüm, özellikle şiirde...lakin karşı cins/yönelimin olduğu cins -diyelim ayrımcı olmadan :)- gibi bişey bu, ne onunla ne onsuz!!. "İyi" çeviri muhteşem bişey gerçekten, Azra Erhat'ınkiler gibi.

    Sapphocuğumuza gelince, açık yürekliliğiyle, özgürce içinden geçeni dillendirmesiyle ne de cesurmuş o çağda bir kadın olarak değil mi?

    Öpüldünüz efenim.

    ReplyDelete
  2. Acur nedir duydum ama hiç yemedim, tadını merak ederim sayın Çayır. Çeviri konusunda sana hak veriyorum; bundan sonra çeviri şiir paylaşırsak çevirmenini de yazalım altına; hak geçmesin.

    Sappho çevirilerinin bazıları çok eksik, galiba silinmiş zaman içinde; ama çevirileri okuyunca insan sanki kopukluk yokmuş gibi bir bütünü algılıyor - belki herkes kendi istediği anlama tamamlıyor :) Ama dediğin gibi, cesareti insanı silkeliyor.

    Benden de sevgi, selam, muhabbet...

    ReplyDelete